Pastacı Okulu tarafından yazıldı. Salı, 28 Şubat 2012 21:08

ABD’de hızla büyüyen Güllüoğlu Baklavaları Amerikalı yatırımcılardan çok sayıda franchising teklifi alıyor.
Geçtiğimiz hafta sonu sonu New Jersey eyaletinin Cliffside Park kentinde bir şube daha açıp bu ülkedeki şube sayısını 4’e çıkaran Güllüoğlu Baklavaları bu yıl içerisinde ülkede yeni iki şube daha açmayı planlıyor.
Güllüoğlu Baklavaları’nın şubelerini ABD’nin çeşitli eyaletlerinde franchising yöntemiyle açmak işteyen çok sayıda Amerikalı yatırımcıdan teklif aldıklarını belirten firma ortakları gerekli şube sayısına ulaşmadan franchising vermeyeceklerini açıkladı.
2005 yılında New York’un Coney Island bölgesinde ilk şubesini açan Güllüoğlu Baklavaları, geçtiğimiz yıllarda Manhattan’da açtığı şubesiyle dikkatleri çekmişti.
Güllüoğlu Baklava’nın ABD’deki ortaklaklarından Ercan Karabeyoğlu, ABD’li çok sayıda yatırımcının Güllüoğlu Baklavalarının şubelerini Franchising yöntemiyle açmak için kendilerine başvurduğunu belirterek, kaliteyi korumak amacıyla ABD’de en az on şube açtıktan sonra Franchising vermeyi düşündüklerini açıkladı.
AMERİKALI YATIRIMCILARA "FRANCHISING" EN AZ 10 ŞUBE AÇTIKTAN SONRA VERECEĞİZ
Karabeyoğlu ANKA’ya yaptığı açıklamada, "Yeni açtığımız son iki dükkan Brooklyn da Brighton bölgesi ve New Jersey Cliffside Park’ta bize bir modeli seçmemizi sağlamış durumda olup bundan sonraki hedeflerimizede daha çabuk ulaşmamaızı sağlayacak.
Bu hedeflerde bu yıl sonuna kadar en az iki şube daha açmak olacaktır. Bu şubelerin açılımından sonrada gerekli eleman yetiştime işlemlerini tamamlayıp, en kısa zamanda çoğalma hedeflerimiz var.
Son Güncelleme: Salı, 28 Şubat 2012 21:20 Pastacı Okulu tarafından yazıldı. Salı, 28 Şubat 2012 21:01

Türkiye Fırıncılar Federasyonu Genel Başkanı Balcı, "Diyetisyenlerin söylediği gibi ekmek tüketmek kesinlikle zararlı değil" dedi.
Türkiye Fırıncılar Federasyonu Genel Başkanı Halil İbrahim Balcı, "Diyetisyenlerin söylediği gibi ekmek tüketmek kesinlikle zararlı değildir. Ekmeği belli miktarda tüketmek zorunludur" dedi.
Balcı, Türkiye Fırıncılar Federasyonu’nun, Gaziantep Pideciler ve Yufkacılar Odası ile düzenlediği "Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölge Toplantısı"nın ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, ekmek tüketiminin Türkiye genelinde belirli bir düzeyde devam ettiğini söyledi.
Günlük 300 gram ekmek tüketiminin şart olduğunu, ekmeğin B1, B3 ve B6 vitaminlerini içerdiğini vurgulayan Balcı, şöyle devam etti:
"Diyetisyenlerin söylediği gibi ekmek tüketmek kesinlikle zararlı değildir. Ekmeği belli miktarda tüketmek zorunludur. Çünkü söz konusu vitaminler insan sağlığı için önem arz etmektedir. Ama her şeyin fazlasını aşırı şekilde tüketmek zararlı olduğu gibi, ekmeği de aşırı şekilde fazla tüketirsek o zaman zarar meydana geliyor. Yoksa normal tüketilecek olan ekmek insan sağlığı için gerekli olan ekmektir."
Balcı, ekmek fiyatlarının her ilde farklı olmasına da değinerek, fiyat farklılığının maliyet ve üretimle ilgili olduğunu söyledi.
Her ilin kendi maliyetini ilgili oda başkanları ve yönetim kurulu üyelerinin yaptığını ifade eden Balcı, sözlerini şöyle tamamladı:
"O maliyetle ilgili kurumlara müracaat ederek o şehre has fiyat alınmakta. Bir ilde bırakın işletme giderlerini, bölgeye göre un fiyatlarının bile değişiklik arz ettiğini görüyorsunuz. Dolayısıyla her yerde giderler farklıyken aynı fiyatı tüm Türkiye’de endekslemek mümkün olmaz. Böyle olunca ekmek de hem sağlıklı olmaz hem de doğru olmaz."
posta gazetesi
Pastacı Okulu tarafından yazıldı. Cumartesi, 11 Şubat 2012 22:33

Buna göre, Bakanlık ve Federasyon imzaladıkları protokol çerçevesinde hijyen eğitimi konusunda ortak çalışma yürütecek. Düzenlenecek eğitim, ekmek teknolojisi, gıda mevzuatı, ekmek üretim dağıtım ve satışındaki hijyen konularından oluşacak. Kursun düzenlenmesinde üniversitelerin ilgili bölümleri ile iş birliğine gidilecek. Kursu başarı ile bitirenlere hijyen eğitim belgesi verilecek. Eğitimler Bakanlık adına il müdürlükleri ile Türkiye Fırıncılar Federasyonu işbirliği ile olacak.
Tebliğle hijyene ilişkin ilgili zorunluluklar için işletmelere geçiş süresi tanınırken, temmuz ayı olarak belirlenen geçiş süresi sonrası yapılacak denetimlerde, fırınlarda çalışan personelde hijyen eğitim belgesi şartı aranacak.
40-50 bin fırıncı eğitimden geçecek
Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile imzaladıkları protokol gereği, ekmekte hijyen kurallarına uyulması için fırınlarda ekmeğin üretilmesi noktasındaki ustalara, fırınlarda satış yapan tezgahtarlara ve dağıtım elemanlarına hijyen eğitiminin verileceğini bildirdi.
Mart ayı gibi Bakanlığın yapacağı programa göre eğitim faaliyetlerine başlanacağını anlatan Balcı, eğitim için müracaatları odalar vasıtasıyla alacaklarını ifade etti. Bu şekilde hijyen konusunda çalışanları eğitmiş olacaklarını belirten Balcı, bu eğitimlerde başarılı olanlara da belge verileceğini kaydetti. Balcı, şöyle dedi:
''Bu ay sonuna kadar müracaatları almaya başlayacağız, bütün illerde bu eğitim verilecek. Federasyonumuzun gözetimindeki eğitim faaliyetlerinde hem Bakanlık, Tarım İl Müdürlüğü elemanları, hem de üniversite hocalarından istifade edilecek. Eğitimler temmuz ayı itibarıyla bitmiş olacak. Eğitimlerde hijyen konularında nelere dikkat edilmesi gerektiği konusunda temel bilgiler verilecek.
Türkiye'deki fırın sayısının 19-20 bin civarında olduğunu düşünürsek, bunlardan da yaklaşık 2-3 elemanın katıldığını düşünürsek, 40-50 bin fırıncı çalışanı eğitimden geçmiş olacak.''
Yeni hijyen kuralları
Ekmek tebliğine göre, ekmek, kepekli ekmek, tam buğday ekmeği ve ekşi hamur ekmekleri dışındaki ekmek çeşitleri ve diğer ekmek çeşitlerinin piyasaya arzında üretim yerleri de dahil olmak üzere ambalajlı olacak. Ambalajsız olarak piyasaya arz edilecek olan ürünlerde yeni hijyen koşulları belirlenirken, ekmek kasaları açıkta bırakılmayacak, zemin ve dış ortamla teması engellenecek, palet üzerinde olacak şekilde temiz bir ortama konulacaktır.
Ayrıca ekmekler ekmek kasalarına ekmek kasaları da araçlara bulaşma riskini engelleyecek şekilde yerleştirilecek ve taşınacak. Ambalajsız olarak piyasaya arz edilen ürünler sadece bu amaç için kullanılan araçlarda taşınacak. Ambalajsız olarak piyasaya arz edilen ürünler satıcı tarafından tüketiciye arz edilecek, tüketici ekmeğe dokunamayacak.
Satış sırasında bu ürünler yine yönetmeliğe hükümlerine uygun bir ambalaj malzemesine sarılarak veya içine konularak tüketiciye arz edilecek. Pazar, manav gibi hijyen koşulları kontrol edilemeyen bulaşmaya ve kirlenmeye açık alanlarda satılamayacak.
Ürünlerin taşınması ve satışı sırasında çalışan tüm personelin, kişisel temizliğini sürdürmeye azami itina gösterecek, uygun ve temiz kıyafet giyecek ve koruyucu eldiven kullanacak. Ürünlerin satışa sunulduğu ekmek dolapları veya tezgahları açıkta bırakılmayacak şekilde kapalı bir ortama konulacak. Böylelikle marketlerin, mahalle bakkallarının yol kenarlarında, kaldırımlarda yer alan toza, egzoza maruz kalan uygunsuz dolaplarında ekmek satılamayacak.
Pastacı Okulu tarafından yazıldı. Cumartesi, 11 Şubat 2012 22:25

FUARDA ÜNLÜ ŞEF ALİ SELEK'İN ÖZEL SUNUMU
Sektörün aranan markası haline gelen ve ulusal ve uluslar arası fuarlarda da aranan isim haline gelen Sunar Grup, ANFAŞ Fuarı'na her Türkiye'nin en ünlü şeflerinden Ali Selek ile birlikte katılıyor. 15-18 Şubat 2012 tarihleri arasında 19’ncusu düzenlenecek olan ANFAŞ Fuarına katılacak olan Sunar Grup, sektör temsilcilerini de ağırlayacak. Türkiye'nin en ünlü şeflerinden ve Chef Club Başkanı Ali Selek'in şovları ile ürünlerini sektör temsilcileri ile buluşturacak olan Sunar Grup, ANFAŞ Fuarı'nda HALL 5/NO:2G2'de ziyaretçileri ile bir araya gelecek.
Sunar Grup, 1970’lerin ilk yarısında kurucusu Nuri Çomu’nun çırçır ve çeltik alanında yaptığı akılcı ve cesur yatırımlarla, başarısının temellerini attı. Bu girişimci karakterini yıllar içinde bilgi, disiplin ve tecrübe ile Harmanlayan Nuri ÇOMU, Çukurova Bölgesi’nin en önemli kuruluşlarından biri haline gelen Sunar Grup’u kurdu. 1976 yılında Osmaniye’de un fabrikası olarak kurulan Sunar Özlem, 1997 yılında bünyesine yem üretim tesislerini ekledi. İzleyen yıllarda sırasıyla Adana’da kurulan Sunar Mısır, NÇS, Elita Gıda ve Sunar Pazarlama firmaları grup bünyesine katılmıştır. Bu işletmelerde Un ve yem, nişasta ve nişasta bazlı ürünler, bitkisel sıvı yağlar ile endüstriyel gıda ürünleri, taze meyve üretim ve satışı, üretilen tüm ürünlerin yurtdışı pazarlama faaliyetleri gerçekleştiren Sunar Grup bugün 650’yi aşkın çalışanı ve 40 yıla yaklaşan geçmişiyle Çukurova’nın yükselen değeri konumuna ulaştı. 4 kıtada, 60’tan fazla ülkeye lezzet ihraç eden Sunar Grup, tarıma dayalı sanayide sahip olduğu geniş bilgi birikimi ve tecrübe sayesinde; Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’nın en büyük gruplarından biri olma yolunda hızla ilerlemektedir.
SUNAR DÜNYA MUTFAKLARININ ARADIĞI LEZZET
İç pazarda yakaladığımız başarımızı dış pazarlara da taşıyoruz. Böylece ihraç pazarlarında da vazgeçilmez hale geldik. Karşılaştığımız bu yoğun talep nedeniyle rafinasyon kapasitemizi arttırma kararı verdik. Elita Gıda'nın rafinasyon kapasitesini günlük 1000 tona çıkarıyoruz. Bu yatırımımız 2012 yılının son çeyreğinde devreye girmiş olacak. Mısır ve türevi ürünler konusunda uzmanlaşan; bütün dünyadaki mısır talepleriyle ilgilenen ve Uzakdoğu’dan Amerika kıtasına kadar geniş bir coğrafyaya ihracat gerçekleştiren Sunar Grup şirketlerinden Elita Gıda böylece Türkiye’nin en büyük yatırımlarından birisine imza atmış oluyor. Zaten yağlı tohum kırım ve dolayısıyla ham yağ üretim kapasitesi açısından Türkiye’nin ilk 5 firması arasında yer alan Elita Gıda, yeni yatırımlar sayesinde erişeceği rafinasyon kapasitesiyle Türkiye’de ilk üçe girecek. Rafine kapasitesini artırmakla başladığımız yeni yatırımlarımıza tohum kırma kapasitemizi arttırmakla devam etmeyi planlıyoruz. " dedi.
Kaynak: foodinlife
Son Güncelleme: Cumartesi, 11 Şubat 2012 22:23 Pastacı Okulu tarafından yazıldı. Cumartesi, 11 Şubat 2012 22:11
Türk Obezite Derneği tarafından yapılan, ”Türkiye’de Beslenme Alışkanlıkları ve Fiziksel Hareketlilik Düzeyi Saptama Araştırması” sonuçlarına göre, Türk toplumu en çok ekmek tüketiyor.
Araştırma sonuçlarını değerlendiren Dernek Başkanı Prof. Dr. Nazif Bağrıaçık, araştırmanın bu güne kadar bu alanda Türkiye’de yapılan en kapsamlı ve en çarpıcı çalışma olduğunu belirtti.
Bağrıaçık, araştırma sonuçlarına göre geleneksel beslenme tarzının devam ettiğini dile getirerek, şunları söyledi: ”Ekmek, çorba, peynir, zeytinle beslenme şekli devam ediyor. Sütü çok az tüketiyoruz. ABD’de bir yılda kişi başına 400 kilogram, Avrupa’da kişi başına 360 kilogram süt tüketilirken, Türkiye’de fert başına yılda yalnız 26 kilogram, günde 70 gram süt tüketiyoruz. Şeker tüketimimiz Türkiye olarak yılda 27 kilogram. Bu TÜBİTAK’ın 2010 verilerinden aldığım bir değer. ABD’de 37 kilogram, Belçika’da 52 kilogram, Almanya’da 40 kilogram, Fransa’da 35 kilogram, Rusya’da 40 kilogram, Brezilya’da 60 kilogram ve İsrail’de 66 kilogram şeker tüketiliyor. Yemek öğünlerimiz düzenli değil. Yemek yemeye çok fazla vakit ayıramıyoruz. Ara öğün alışkanlığı çok az. Ara öğünlerde tost, simit, bisküvi tüketiyoruz. Yeterli ve dengeli beslenme kavramı kimsede oluşmamış durumda. Kalori hesabını, besinlerin içeriklerini toplumumuz çok az biliyor. En önemlisi de televizyon, bilgisayar ve çocukların oynadığı elektronik aletler ile oynama süresi günlük hareketin 2-3 misli.”
EKMEK DÜŞKÜNLÜĞÜMÜZ ARAŞTIRMAYLA KANITLANDI
Bağrıaçık, 11 bölge içinde 12 ilde yapılan araştırma kapsamında, Türkiye çapında 15 yaş üstü, ayda en az bir kez ev dışında öğün tüketen, değişik sosyo-ekonomik gruplardan 1536 kişiyle doğrudan, kantitatif araştırma tekniği ile görüşüldüğünü söyledi.
Prof. Dr. Bağrıaçık, toplumun günlük 3 öğünde de ekmeği birinci sırada tercih ettiğini ifade ederek, kahvaltıda geleneksel gıdaların tüketildiğini, aylık ortalamada yüzde 25,8 oranla ekmeğin birinci sırada yer aldığını söyledi. Ekmeği, yüzde 25 ile peynir, yüzde 22,8 ile zeytin ve yüzde 17,8 ile bal, reçel gibi gıdaların takip ettiğini dile getiren Bağrıaçık, Türkiye’de bu gıdalara simit, börek ve kekin ilave olduğunu belirtti.
Öğle ve akşam yemeğinde de birinci sırada ekmeğin tüketildiğini anlatan Bağrıaçık, Türkiye’nin batı kesimlerinde etsiz sebze yemekleri tercih edilirken, Doğu bölgelerinde ise et yemekleri ve kebapların baskın geldiğini ifade etti.
EN ÇOK TÜKETİLEN İÇECEK İSE ÇAY
Bağrıaçık, en çok tüketilen içeceğin yüzde 47,9 oranla çay olduğuna dikkati çekerek, bunu kahve ve ayranın takip ettiğini, sütün ise yüzde 8 ile çok düşük kaldığını ifade etti. Toplumun yüzde 26,6′sının alkollü içecek tükettiğini kaydeden Bağrıaçık, erkeklerin yüzde 35,3 oranla kadınlara göre daha çok alkollü içecek tükettiğini söyledi.
Bağrıaçık, toplumun yüzde 85,2′sinin düzenli olarak spor yapmadığını belirterek, yüzde 70,8 oranla zaman gerekçe gösterilerek spor yapılmadığının savunulduğunu dile getirdi.
Prof. Dr. Nazif Bağrıaçık, araştırma sonuçlarına göre toplumun gün içinde ortalama 2 saat 15 dakika bilgisayar kullandığının, 2 saat 20 dakika da televizyon izlediğinin ortaya çıktığını sözlerine ekledi.
Kaynak: culinarymag.com
Sayfa 1 / 10